Kültürel Arınmacılık

Kültür kavramının Türk fikir alanı içerisinde anlaşılma şekli biraz sıkıntılıdır. Zira kültür anlayışı Türk insanı için “durumun ne olduğunu” anlamaktan ziyade “nasıl olması gerektiğini” belirtir. Bundan dolayı ideal bir kültür hesaplanabilir ve doğru bir plan olursa “gerçekleştirilebilirmiş” gibi anlaşılır. Ancak, kültür “kontrolsüzdür”; zannedildiğinin aksine bir irade tarafından belirlenmez. Türkiye’deki entelektüel gelişim, sahiden de zayıftır. Yani […]

Read More Kültürel Arınmacılık

Bar

Merdivenler bir duvar gibi dikilmişti karşısına. Attığı ilk adım diğerlerini takip etti ve yüksek iskemleye oturduğunda müzik onu ele geçirdi. Bu barda, duvarlar griydi. Bardaklar boşalıyor ve bardaklar doluyordu. Belli ki Baküs yakınlarda uğramıştı bu bara. Alkolün kokusu tere, insan sesleri gürültüye karışıyordu. Kulak kabarttı, şekil değiştirdi. Önce derisi uyum sağladı ortama. Kürek kemiklerinin ortasına […]

Read More Bar

Bize Vadedilen Yaşam

Yeni evine taşınalı beş sene olmuştu. İlk taşındığı zamanlar bu yeni evinin özellikleri ona öyle yenilikçi gelmişti ki… Mesela bir odaya girdiğinde odanın ışıkları kendiliğinden açılıyor; eğer odada beş dakikadan fazla kalacağını evin yapay zekası anlarsa odanın ısısınıhemen doğru sıcaklığa ayarlıyordu. Sifonlar kendiliğinden çekiliyor, duş almaya karar verdiğinde sıcak su akıyor ve giyinmek istediğinde gardırobundaki […]

Read More Bize Vadedilen Yaşam

Cotard City ve İşaretler

Cuyogoha Bataklıkları’na akşam çöküyordu. Güneşten arta kalan ışık sütunları devriliyor, karaağaçların yosunlu gövdelerine çarpıp paramparça oluyordu. Bataklıkların arasından soğuk bir nehir akıyordu. Üzeri, terk edilmiş fabrikaların yıllar önce boşalttığı zehir ile kararmıştı. Nehrin her iki yanında da harabeler görmek mümkündü. Belki eski bir kamp alanı, belki küçük bir avcı yerleşkesi, belki fabrikalar, belki de hurda […]

Read More Cotard City ve İşaretler

Gaflet

“Ölüm, akıl ve mantığın son bulduğu yerdedir. Kapalı bir kutu içerisinde yaşayan bizler için bu inanabileceğimiz tek gerçektir.” Avernikalı Filozof Artayan Zago, Yaşam ve Ölüm adlı eserinden, AT 8021 Avernika prensesi Jadya ilk bebeğini kaybettiğinde yirmi beş yaşındaydı. İkincisinde yirmi sekiz, üçüncüsünde ise otuz üç. Şimdi tanrılar ondan Tardas’ı da almıştı. Biricik kocasını… Önceleri yemek […]

Read More Gaflet

Davet

Danfarin kum tepelerinin ardında kaybolan güneşi seyrediyordu. Her gün onla alay edermişçesine yükselen bu dev sıcaklık küresinin batacak olması biraz da olsa onu rahatlatmıştı. Galiba yalnızlık sonunda onu etkilemeye başlamıştı. Yaşının da getirdiği etkiyle aklını yitiriyor olmalıydı. Bu düşüncesinden uzun bir zamandır kaçıyordu. Sayılı günlerinin kaldığını düşünmek bile istemiyor, sanki sonsuza kadar yaşayacakmış gibi davranıyordu. […]

Read More Davet

Sonsuz Gece Yarısı

Karanlık buz kesmişti ve tanrılar uykudaydı. Saate baktım. Daha gece yarısına epey vardı. Suskun oturmak için en güzel saatlerdi bunlar. Balkona çıktım. Bir süre hiçbir şey yapmadan karanlığı izledim. Belki de nefes almayı bile unutmuştum. Kampüsün ışıkları soğuk soğuk parlıyordu. Üşüdüm. İçeri geçip bir sigara yaktım ve öylece oturmaya devam ettim. Zaman önemini yitirmişti. Telefonum […]

Read More Sonsuz Gece Yarısı

İyilik Vakti

Sıradan bir iş sabahı daha… İncelenmesi gereken nice evrak, dikkatle verilmesi gereken nice karar ve elbette pek de anlaşamadığı iş arkadaşları onu bekliyordu. İşini sevmiyordu, zaten kimsenin seveceği bir iş de değildi. Camı ve penceresi olmayan sevimsiz bir odada saatlerce evrak bekliyor, gelirse de sallapati onaylayıp geçiyordu. Sallapati… Ne demekti bu kelime? Bir gün bile […]

Read More İyilik Vakti

Terk Edişi Güneşin Gündüzü

Gün, şehri terk ediyor,Sarısına kızıl katarak terk ediyor.Bir akındır başlıyor, ruhu bozuk yollarda.Ekmek kavgası neferlerinin kızarmış alınlarında,Kararır sokak arasından taşan umutlar. Süngülenen bir köprü gibiyim şimdi,Yırtılan etimden kanayan bir curcunaŞehir, ağulu yüzüyle meftunken kara bulutlara,Bir vazgeçiş türküsü çınlatır gövdemizi.Çatlatır mavi göğü, ışıktan çekiciyle güneş. Terk edilmiş gövdeler tezgahındaSergileniyor şavkıyla güneş.Bizim payımıza, beklenecek bir sabah düşüyor.Tayınımızda […]

Read More Terk Edişi Güneşin Gündüzü

Altın Diş

Tek mesnedim hatıralar, güzel yıllar, geçmişim. Bedenim işlevsiz kaslardan mürekkep sinir yumağından ibaret. Nasıl bu hale geldim? Hastalık haince bedenime sızdı ve mum gibi eridim, yittim. Üç yıldır kaşlarımı dahi oynatamıyorum. Evvelinde ressamdım. Aklımda delice fikirler vardı, gençliğin ateşiyle kutsanmıştım. Yarınlara fırsat bulamazdım, bugünü yaşıyordum hep. Henüz otuzuma erememiştim ki belki de hayatımın en güzel […]

Read More Altın Diş