Mekanik Kültür

On dokuzuncu yüzyıl içerisindeki değişimin olağan bir değişim olmadığı gayet aşikârdır. Çağlar boyunca bu kadar hızlı bir değişim yaşanmamış, belki de bir daha hiç yaşanmayacaktır. Kullanılan araçlardan devlet yönetimlerine değin hemen hemen her şey bu dönemde kendi içerisinde büyük bir değişime girmiştir. Ancak bütün bunların en önemlisi diyebileceğimiz değişim, hepsinin de tetikleyicisi olarak düşünebiliriz, üretim […]

Read More Mekanik Kültür

Kahve Sarhoşluğu

Yine pis boğazlığım tuttu, ne yaparsınız böyle bir adamım işte… Verdiğim bütün kiloları geri almaya ant içmişcesine yiyip duruyordum şu Korona tırıvırısından çıktığımız günlerde. Aklımda şöyle sorular var; Kokoreç mi yeseydim? Şurada ekmek arası çıtır tavuk yapıyorlar bak… Ne lezzetli olur o… Bir gidip yemeli mi? Aman… Hep karbonhidrat, biraz başka bir şey mi yesek? […]

Read More Kahve Sarhoşluğu

Patron?

Ne zaman kendimi sokağa attığımı hatırlamıyorum. Yağmur yağıyor, Bahariye’deyim. Cadde normalden ıssız. Ayaklarımda ağır postallarım olduğu halde sürüklenircesine yürüyorum. Nereye gidiyorum ondan da pek emin değilim. Bir buluşma vardı ama… Dikkatimi yerdeki su birikintisi çekiyor. Yağmur damlalarının dairesel dansını izlemeye dalıyorum. O an emin oluyorum insanın sudan geldiğine. Toprak… Fazla kirli. Nükleer saldırı sireniyle olduğum […]

Read More Patron?

Yalnız Ölü Balıklar

Onu tekrar bulduğum gece Ankara soğuktu, çok soğuk. Trafik ışıkları boşa yanıp sönüyordu; uzakta, çok uzaklarda bir yerde bir köpek ezan sesine uluyordu. Tuhaf zamanlarda gelir o his. Bir şarkı duyarsın, çayı tek kişilik koyarsın, öyle eve girerken elin zile uzanır, basamazsın. Bir ayakkabı görürsün, bir fotoğraf; duvara fırlattığı bardağın döktüğü sıvayı, ardında bıraktığı izi… […]

Read More Yalnız Ölü Balıklar

Bir Avuç Seramik İçin- Bölüm 5 Çarşamba

“Siber-ifritler, yarı makine-yarı cin formunda olan doğaüstü yaratıklardır. Neo-teokratik yönetimle beraber iyice kalburüstü noktaya gelen ilmiye sınıfıyla beraber casusluk ve espiyonaj hizmetleri için elverişli hale gelen bu varlıklar, aktif halde sınır içi ve sınır dışı birçok önemli konumda görev almaktadır. İstihbaratın yönetim kadrolarında böcek ve böcekbaşı denen insan hafiyeler yer alırken, sahada kabilelere göre ayrılan […]

Read More Bir Avuç Seramik İçin- Bölüm 5 Çarşamba

Traumon’un Günahı

Gece Erlik’in molozlarından doğdu ve kara ispirtosuyla yıkadı göğü. Dış Kemer gölgelerin içinde boğuldu. Çölleşmiş bozkırlar iniltiye benzeyen sesler çıkardı. Karanlığın çeşitli tonlarında saklanan kurtlar birbirine uludu. Rozya Nehri gürüldeyerek akıyordu. İsmini kaynağından, Pembe Knezler’in hüküm sürdüğü Rozya Dağları’ndan alıyordu. Karanlığın canlı mayasını köpürterek, ondan rüyalar yaratarak geçip gidiyordu ıssızlığın içinden. Kurt ulumalarına yeni bir […]

Read More Traumon’un Günahı

Bildiğimiz Dünyanın Sonu

Saat yarımı geçiyor. Sarhoşlarla hayat kadınları el ele tutuşuyor, gece bütün ağırlığıyla çöküyor birden; suskun, durgun, yorgun. Ay bulutların arasına gizleniyor; gece yalnızlarla kötülere kalıyor tekrar. Başımı kaldırıp pencereden dışarı bakıyorum; yağmur, cıva buharlı ampullerin aydınlattığı caddeyi yıkıyor. Usulca camı dövüyor. O sıra giriyor vokal. Bir ses, beni öfke ve depresyondan alıkoyan… Orada duruyor, öylece, […]

Read More Bildiğimiz Dünyanın Sonu

Değişim

Ne zamandan beri kendi hâlime terk edilmiştim unutmuştum bile. Tek duyduğum acı feryatlar ve onların ardından duyulan boğuk konuşma sesleriydi. Önceleri tüylerim diken diken oluyordu her çığlıkta. Ama alışıyor insan bir yerden sonra. Birisi mi ölmüş? Ölmekten beter mi olmuş? Umursamıyordum artık. Hepsini umursasam nasıl olurdum, düşünmek bile istemiyorum. Onların başına ne geliyorsa benim de […]

Read More Değişim

Bukalemun ve Safsatalar

Selamlar! Hoşgeldiniz! Gördüğünüz üzre bir bukalemunum ben. Zehir yeşili yalanlarla dokunmuş benliğim izin vermez dürüstlüğün bir zerresine. Günün büyük bir kısmında, beklerim. Avım ayaklarıma kadar gelsin diye. Aldatma sanatında benden iyisini bulamazsınız, öyle ki bazen ben bile şaşırırım girdiğim şekillere. Peki kimim ben? O gösterişli kumaşları yırtıp atın. Kat kat sürdüğüm boyaları silin. Arkasında ne […]

Read More Bukalemun ve Safsatalar

Paradoks

Nörotoksin içerikli bir yağmur yağıyordu. Kireç kaplı ucube bir cennet büyüyordu Nekava şehrinin üzerinde. Ben ise kalabalık bir sınıfın en arka sırasında oturuyordum. Ders, Kipromerikan Eğitim Tarihi’ydi. Yağmura karışmış bir anons sesi dikkatimi dağıttı. Cıva zehirlenmesi gibi yankılandı tüm sınıfta. “Yüksek nörotoksin, lütfen kapalı mekanlarda kalın.” Bozuk flöresanlar ses ile akort olmuş gibi titredi. Hoca, […]

Read More Paradoks