Bar

Merdivenler bir duvar gibi dikilmişti karşısına. Attığı ilk adım diğerlerini takip etti ve yüksek iskemleye oturduğunda müzik onu ele geçirdi. Bu barda, duvarlar griydi. Bardaklar boşalıyor ve bardaklar doluyordu. Belli ki Baküs yakınlarda uğramıştı bu bara. Alkolün kokusu tere, insan sesleri gürültüye karışıyordu. Kulak kabarttı, şekil değiştirdi. Önce derisi uyum sağladı ortama. Kürek kemiklerinin ortasına […]

Read More Bar

Altın Diş

Tek mesnedim hatıralar, güzel yıllar, geçmişim. Bedenim işlevsiz kaslardan mürekkep sinir yumağından ibaret. Nasıl bu hale geldim? Hastalık haince bedenime sızdı ve mum gibi eridim, yittim. Üç yıldır kaşlarımı dahi oynatamıyorum. Evvelinde ressamdım. Aklımda delice fikirler vardı, gençliğin ateşiyle kutsanmıştım. Yarınlara fırsat bulamazdım, bugünü yaşıyordum hep. Henüz otuzuma erememiştim ki belki de hayatımın en güzel […]

Read More Altın Diş

Çölde Bir Serap

-Bir zamanlar donmuş nehrin ötesine geçmekten korkan bir adam tanımıştım. Zamanı yakalamaya çalışıyordu adam ve kuşağında gül dikenlerinden yapılmış bir taç taşıyordu. Nehri geçmeye çalışırken öldü. Kendi elleriyle yaptığı tacı sevgilisine hiçbir zaman ulaştıramadı. -Neden gül dikenlerinden bir taç yapmış ki? -Sanırım onun için her türlü acıya katlanabileceğini göstermek için. -Böyle bir şey mümkün değil. […]

Read More Çölde Bir Serap

Patron?

Ne zaman kendimi sokağa attığımı hatırlamıyorum. Yağmur yağıyor, Bahariye’deyim. Cadde normalden ıssız. Ayaklarımda ağır postallarım olduğu halde sürüklenircesine yürüyorum. Nereye gidiyorum ondan da pek emin değilim. Bir buluşma vardı ama… Dikkatimi yerdeki su birikintisi çekiyor. Yağmur damlalarının dairesel dansını izlemeye dalıyorum. O an emin oluyorum insanın sudan geldiğine. Toprak… Fazla kirli. Nükleer saldırı sireniyle olduğum […]

Read More Patron?

Bukalemun ve Safsatalar

Selamlar! Hoşgeldiniz! Gördüğünüz üzre bir bukalemunum ben. Zehir yeşili yalanlarla dokunmuş benliğim izin vermez dürüstlüğün bir zerresine. Günün büyük bir kısmında, beklerim. Avım ayaklarıma kadar gelsin diye. Aldatma sanatında benden iyisini bulamazsınız, öyle ki bazen ben bile şaşırırım girdiğim şekillere. Peki kimim ben? O gösterişli kumaşları yırtıp atın. Kat kat sürdüğüm boyaları silin. Arkasında ne […]

Read More Bukalemun ve Safsatalar

GECE YARISI ZİYARETİ

Kimse bilmez boğazın rüzgarının taşıdıklarını ve dalgaların ritmine dolanmış fısıltıları. Karanlıkta bir çocuk vardı. Ayazdan korunmak için sırtını mermer banka dayamıştı. Gecenin içinde ateş yakmış, kıvılcımların ateş böcekleri gibi uçuşmasını izliyordu. Hemen yanında birer ikişer ateşe attığı kağıt parçaları duruyordu. Ateş cılızdı ama bir şekilde ısınıyordu. Çocuk hayatında ateş böceği görmemişti çünkü kendini bileli beri […]

Read More GECE YARISI ZİYARETİ

Yukarıdaki

Bir avuç insandan mürekkep tenha sokaklardan birindeydik. Gökdelenlerin gökyüzüne ısırırcasına yükseldiği şehrin bu ücra noktasında kalplerimizde bir sıcaklık, asla yapılmamış olan bir espriye gülerek yürüyorduk. Başta farkında değildik. Mekanlar ve ışıklar bir akış içerisinde bizden uzaklaşmıştı. Yanaklarımızda soğuğun getirdiği bir kızarıklık çökmüştü ve sanki dünyada bizden başka şey yoktu. Zamanla bizi birbirimize tutkalla yapıştırmış anılar, […]

Read More Yukarıdaki

Kayıpruhlarçölü

Gökyüzünün, morun tonlarından oluşan bir renk paleti halini aldığı o sessiz gecede ilk kez öptüm onu. Hava oldukça serindi, teninden yükselen sıcaklık dalgasıyla sarmalanmıştım. Öpüşüm bir veda manası ihtiva ediyordu ama ikimiz de henüz bunun farkında değildik. Önümüzde uzanan uçsuz bucaksız, taşlı ve çorak arazi cüzzamlı birinin suratını andırıyordu. Gündüz vakti güneşin kavurduğu bu topraklarda […]

Read More Kayıpruhlarçölü