Patron?

Ne zaman kendimi sokağa attığımı hatırlamıyorum. Yağmur yağıyor, Bahariye’deyim. Cadde normalden ıssız. Ayaklarımda ağır postallarım olduğu halde sürüklenircesine yürüyorum. Nereye gidiyorum ondan da pek emin değilim. Bir buluşma vardı ama… Dikkatimi yerdeki su birikintisi çekiyor. Yağmur damlalarının dairesel dansını izlemeye dalıyorum. O an emin oluyorum insanın sudan geldiğine. Toprak… Fazla kirli. Nükleer saldırı sireniyle olduğum […]

Read More Patron?

Bukalemun ve Safsatalar

Selamlar! Hoşgeldiniz! Gördüğünüz üzre bir bukalemunum ben. Zehir yeşili yalanlarla dokunmuş benliğim izin vermez dürüstlüğün bir zerresine. Günün büyük bir kısmında, beklerim. Avım ayaklarıma kadar gelsin diye. Aldatma sanatında benden iyisini bulamazsınız, öyle ki bazen ben bile şaşırırım girdiğim şekillere. Peki kimim ben? O gösterişli kumaşları yırtıp atın. Kat kat sürdüğüm boyaları silin. Arkasında ne […]

Read More Bukalemun ve Safsatalar

GECE YARISI ZİYARETİ

Kimse bilmez boğazın rüzgarının taşıdıklarını ve dalgaların ritmine dolanmış fısıltıları. Karanlıkta bir çocuk vardı. Ayazdan korunmak için sırtını mermer banka dayamıştı. Gecenin içinde ateş yakmış, kıvılcımların ateş böcekleri gibi uçuşmasını izliyordu. Hemen yanında birer ikişer ateşe attığı kağıt parçaları duruyordu. Ateş cılızdı ama bir şekilde ısınıyordu. Çocuk hayatında ateş böceği görmemişti çünkü kendini bileli beri […]

Read More GECE YARISI ZİYARETİ

Yukarıdaki

Bir avuç insandan mürekkep tenha sokaklardan birindeydik. Gökdelenlerin gökyüzüne ısırırcasına yükseldiği şehrin bu ücra noktasında kalplerimizde bir sıcaklık, asla yapılmamış olan bir espriye gülerek yürüyorduk. Başta farkında değildik. Mekanlar ve ışıklar bir akış içerisinde bizden uzaklaşmıştı. Yanaklarımızda soğuğun getirdiği bir kızarıklık çökmüştü ve sanki dünyada bizden başka şey yoktu. Zamanla bizi birbirimize tutkalla yapıştırmış anılar, […]

Read More Yukarıdaki

Kayıpruhlarçölü

Gökyüzünün, morun tonlarından oluşan bir renk paleti halini aldığı o sessiz gecede ilk kez öptüm onu. Hava oldukça serindi, teninden yükselen sıcaklık dalgasıyla sarmalanmıştım. Öpüşüm bir veda manası ihtiva ediyordu ama ikimiz de henüz bunun farkında değildik. Önümüzde uzanan uçsuz bucaksız, taşlı ve çorak arazi cüzzamlı birinin suratını andırıyordu. Gündüz vakti güneşin kavurduğu bu topraklarda […]

Read More Kayıpruhlarçölü