Kültürel Arınmacılık

Kültür kavramının Türk fikir alanı içerisinde anlaşılma şekli biraz sıkıntılıdır. Zira kültür anlayışı Türk insanı için “durumun ne olduğunu” anlamaktan ziyade “nasıl olması gerektiğini” belirtir. Bundan dolayı ideal bir kültür hesaplanabilir ve doğru bir plan olursa “gerçekleştirilebilirmiş” gibi anlaşılır. Ancak, kültür “kontrolsüzdür”; zannedildiğinin aksine bir irade tarafından belirlenmez. Türkiye’deki entelektüel gelişim, sahiden de zayıftır. Yani […]

Read More Kültürel Arınmacılık

Bize Vadedilen Yaşam

Yeni evine taşınalı beş sene olmuştu. İlk taşındığı zamanlar bu yeni evinin özellikleri ona öyle yenilikçi gelmişti ki… Mesela bir odaya girdiğinde odanın ışıkları kendiliğinden açılıyor; eğer odada beş dakikadan fazla kalacağını evin yapay zekası anlarsa odanın ısısınıhemen doğru sıcaklığa ayarlıyordu. Sifonlar kendiliğinden çekiliyor, duş almaya karar verdiğinde sıcak su akıyor ve giyinmek istediğinde gardırobundaki […]

Read More Bize Vadedilen Yaşam

İyilik Vakti

Sıradan bir iş sabahı daha… İncelenmesi gereken nice evrak, dikkatle verilmesi gereken nice karar ve elbette pek de anlaşamadığı iş arkadaşları onu bekliyordu. İşini sevmiyordu, zaten kimsenin seveceği bir iş de değildi. Camı ve penceresi olmayan sevimsiz bir odada saatlerce evrak bekliyor, gelirse de sallapati onaylayıp geçiyordu. Sallapati… Ne demekti bu kelime? Bir gün bile […]

Read More İyilik Vakti

Rüyam

Kimilerinin enteresan rüyaları olur. Olur yani, kimisi Bosna savaşının başlangıcını görür kimisi de nice şeyler öğrenir rüyalarından. Doğrusunu isterseniz, mizaç olarak materyalist denebilecek bir adam olmama rağmen rüyalara ayrıca kıymet veririm ve birisi bana rüyasını anlattığı zaman elimden geldiğince anlamlandırmaya çalışırım. Elbette, karşıdaki insan ne kadar almış ne kadar almamış o kendisinin bileceği iş. Aklımda […]

Read More Rüyam

Kişisel Manifesto

Bu sıralar yazı yazmak epey zor oldu, öyle bir döneme düştüm ki ne yaptıklarımı size anlatabilirim ne de gelip neyin nasıl geliştiğini tarif edebilirim. Şu canına yandığımın koronası misali, her şey bir anda oldu bitti. Ha, kötü bir vaziyette olduğumu düşünmeyin. Ancak “yazmak” fiili benim için yazı yazmaktan kod yazmaya evrilmiş durum. Şu cümle son […]

Read More Kişisel Manifesto

Mekanik Kültür

On dokuzuncu yüzyıl içerisindeki değişimin olağan bir değişim olmadığı gayet aşikârdır. Çağlar boyunca bu kadar hızlı bir değişim yaşanmamış, belki de bir daha hiç yaşanmayacaktır. Kullanılan araçlardan devlet yönetimlerine değin hemen hemen her şey bu dönemde kendi içerisinde büyük bir değişime girmiştir. Ancak bütün bunların en önemlisi diyebileceğimiz değişim, hepsinin de tetikleyicisi olarak düşünebiliriz, üretim […]

Read More Mekanik Kültür

Kahve Sarhoşluğu

Yine pis boğazlığım tuttu, ne yaparsınız böyle bir adamım işte… Verdiğim bütün kiloları geri almaya ant içmişcesine yiyip duruyordum şu Korona tırıvırısından çıktığımız günlerde. Aklımda şöyle sorular var; Kokoreç mi yeseydim? Şurada ekmek arası çıtır tavuk yapıyorlar bak… Ne lezzetli olur o… Bir gidip yemeli mi? Aman… Hep karbonhidrat, biraz başka bir şey mi yesek? […]

Read More Kahve Sarhoşluğu

Değişim

Ne zamandan beri kendi hâlime terk edilmiştim unutmuştum bile. Tek duyduğum acı feryatlar ve onların ardından duyulan boğuk konuşma sesleriydi. Önceleri tüylerim diken diken oluyordu her çığlıkta. Ama alışıyor insan bir yerden sonra. Birisi mi ölmüş? Ölmekten beter mi olmuş? Umursamıyordum artık. Hepsini umursasam nasıl olurdum, düşünmek bile istemiyorum. Onların başına ne geliyorsa benim de […]

Read More Değişim

İlkel edebiyat

Geçenlerde okumak üzere bir kitap verdiler bana. Yeni bir yazardan fantastik türde yazılmış bir roman bu. Aldım, biraz okudum ama daha ortalarına dahi gelemeden bıraktım. İşte metroda, sağda solda, boş fırsat buldukça okudum ancak kitap bir türlü kendisine çekemedi. En sonunda aynı kitabı okuyan bir dosta anlattım bu durumu; “Yok kardeş, bir türlü okutmuyor kendisini…” […]

Read More İlkel edebiyat

Vahşinin Zaferi

Üzerimize kana susamış köpekler gibi saldıran nice orduyu aştığımızda artık karşımıza kimse çıkmaya cesaret edemezdi. Yıllarca yürümüş kadar yorgun, asırlarca nasihat dinlemiş kadar da zihnimiz doluydu. Ama bütün bunların ötesinde yüreğimizde geçmiş zamanlara karşı hissetmediğimiz o güzel his vardı. Terk edilmiş köylerden geçerken tarlaların nasıl da zerrin kadifeler gibi parıldadığını, çocukların nasıl da keyif içinde […]

Read More Vahşinin Zaferi